Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım

27/9/2008 ·

Görüntü019.jpg

Yorum (yok) Yorum yaz!

3/11/2007 ·

Yorum (yok) Yorum yaz!

31/10/2007 ·

Hiç süphesiz bir yörede ekonomik, idarî ve kültürel fonksiyonlarin gelistirilmesinde en basta gelen etkenlerden birisi de ulasimdir. Kelkit, Bayburt-Erzincan, Trabzon-Erzincan, Bayburt-Siran yol baglantilari üzerinde kurulmus, merkezi bir konumda bulunmaktadir. Gümüshane-Kelkit-Erzincan karayolunun, 1956 yilinda güzergah degisikligiyle Kelkit'in kenarindan  geçilmesi kararinin alinmasi Kelkit'in ulasim avantajini iyice belirginlestirmistir. Adi geçen yolun, günümüzdeyse Kelkit'in  tam merkezinden geçiyor olmasi, geçen sürede Kelkit'in yerlesim itibariyle büyüdügünü göstermektedir. D 885 karayolu (Gümüshane-Erzincan karayolu Kelkit geçisi) üzerinde ortalama günlük araç trafiginin 1500'leri bulmasi,bu yolun ne kadar isler bir görümünde oldugunu belirtmesi açisindan önemlidir. D.I.E.  verilerine göre Kelkit'te 1990 yili itibariyle faal nüfusun %3.5 kadari (yani 112 kisi) ulasim sektöründe çalismaktadir. Fakat, Kelkit Soförler Odasina kayitli 546 soför ve nakliyecinin bulunmasi, bu rakama  ihtiyatla bakmamiza neden olmaktadir.

         Kelkit'in bölge disi uzak merkezlere ulasimi, genellikle ya Yesil Erzincan Seyahat, yada Turay Turizm marifetiyle olmaktadir. Siran ilçesinin 2, Bayburt ilininse 4 seyahat firmasi yine Kelkit'ten geçerek büyük merkezlere gitmektedir.

Kelkit'in diger yakin sehirlere olan ulasimi agirlikli olarak minibüs firmalarinca saglanir. Bunlar S.S. Minibüs Yolcu Tasimaciligi Kop. ve Öz Kelkit Seyahat Limitet Sirketidir. Bu iki yolcu tasima müessesesine  bagli 130'a yakin minibüs bulunmaktadir. Günlük ortalama Kelkit'ten Erzincan'a 12-13, Gümüshane'ye 5-6 ve Trabzon'a da 2-3 sefer düzenlenmektedir. Bunun yaninda Siran ve Bayburt baglantili minibüs firmalari da Kelkit'ten geçmektedir. 

           Kelkit'te yerlesim alanlarinin genislemesiyle birlikte sehir içi ulasimi ticari taksi ve belediye otobüsleriyle yapilmaktadir. Toplam 4 belediye otobüsü ve 35 e yakin ticarî taksi bu alanda hizmet vermektedir. Ilçe genelinde 500'ü askin tescilli otomobil bulunmaktadir.

            Kelkit ticari hayatta tarimsal ve hayvansal ürünler disinda her türlü ihtiyaç maddesini temin etmede disariya bagimli bir yerlesim birimidir. Ticari hayat Kelkit'in mühim bir karayolu kavsaginda bulunmasi hasebiyle canlilik arz etmektedir. Sebze   ve    meyve    ihtiyaci    Mersin,  Adana  ve  Samsun    illerinden

karsilanmaktadir. Cumartesi günleri ilçe merkezinde kurulan pazarda ilçe halki her türlü alisverisini yapmaktadir. Bu günlerde çesitli ihtiyaçlarini karsilamak üzere köylerden gelen yogun bir nüfus hareketliligi gözlenmektedir.

Kelkit'in ticari hayati tarimsal üretime dayalidir. Kelkit ovasi ve havzasi, tarihi dönemler boyunca önemli bir zahire ambari olagelmistir. Salnamelerde geçen bilgilere göre yüzyilin basinda Trabzon vilayetinin zahire ihtiyaci büyük ölçüde Kelkit'ten karsilanmaktaydi. Özellikle tahil ürünlerinde görülen ihtiyacin üzerinde üretim yapilmasi, Kelkit'in ticarî hayatini hareketlendirmektedir.

         Yukaridaki tablodan da anlasilacagi gibi faal nüfusun %16'si ticaretle istigal etmektedir. Ticari isyerlerinin sayisi 700'e yakindir. Ticari aktivitenin en yogun oldugu gün Kelkit'te cumartesi günleridir. Çünkü bu günlerde halk pazari kurulur. Köylerden her gün minibüslerle gelen insanlar, perakende ticareti canlandirmakta ve önemli bir ticari sirkülasyon olusturmaktadir. Ticari isyerlerinin çogunlugu Aydin Dogan Caddesi ve Cumhuriyet Caddesi üzerinde konuslanmistir.    

         Ticari isyerlerinin yöre halkinin bütün ihtiyaçlarina cevap verdigi halde, çesitlilik,kalite ve  fiyat seçeneklerinin fazla olusu nedeniyle olacak, bir kisim aileler tüketim harcamalarinda yikin illeri tercih etmektedir. Bunun yaninda Erzincan ili,mal aliminin çogunlukla yapildigi bir yakin merkez konumundadir

Yorum (yok) Yorum yaz!

31/10/2007 ·

TARİHÇE

Bulanık ilçesi 1927 yılında Muş' un il olması sebebi ile Muş' a bağlı ilçe olmuştur. İlçemiz kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ,bulanık ve çevresi tarihi M.Ö. 3000 li yıllara kadar uzanan oldukça eski bir yerleşim alanıdır.M.Ö. 2500-3000 yıllarında Bulanık ve çevresinde NOBİ' ler yaşamış ve bu yörede GOBİN adlı bir kasaba kurmuşlardır, daha sonra bölgeye URARTULAR hakim olmuşlardır. Bilahare 1071 Malazgirt Zaferine kadar bölgede Bizans hakimiyeti yaşanmıştır. Büyük Selçuklu İmparatorluğunun parçalanmasından sonra 1555 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Muş' un Akkoyunlular dan alınmasına kadar bölge Akkoyunluların hakimiyeti altında kalmıştır. Bulanık 1884 yılında Muş Sancağına, Bitlis Vilayetine bağlanmıştır.

1927 Yılında Muş'un İl olması İtibarı ile Muş' a bağlı ilçe olmuştur. Bulanık ilçesi 1. Dünya savaşında bir süre Rus işgalinde kalmış, 6 Nisan 1918' de işgalden kurtulmuştur. İlçe merkez nüfusunun 1995 sayımlarında 32400 olduğu, yapılan son sayımda ise (2000 yılı) şu anki nüfusu 41000 olarak belirlenmiştir. İlçe merkezi, Beldeler ve Köylerin toplam nüfusu ise 139000 civarındadır. Bulanık halkının geçim kaynağı bitkisel üretim ve hayvancılıktır. 105.855 hektar tarıma elverişli alanda genellikle buğday, arpa, mercimek, ay çekirdeği, yemlik bitkiler ve son yıllarda artarak devam eden şeker pancarı üretimi yapılmaktadır. Ayrıca bu 105.855 hektar arazinin 700 hektarı yayla (Hayat, Kazım, Orta Yayla) 17.885 hektarı çayır alanı, 24 hektarı Bağ- Bahçe alanı 45 hektarı ihtiyaç dahilinde sebzecilik alanında kullanılmaktadır. Hayvancılık son yıllarda fazla gelişmemiş olup, sığır ve koyun yetiştirilir. Kışları büyük illere sezonluk çalışmalar için gidip gelenlerde mevcuttur. 1950' li yıllardan sonra bölgenin yapısına bağlı olarak gelip buralara yerleşen göçmenler, tamamen olmasa da Bulanık' tan eğitim ve iyi yaşam koşulları nedeniyle göç etmişlerdir. Bir kısmı ise yine Bulanık' ta kalmıştır.

Bulanık 1884 yılında Bitlis vilayeti muş sancağına bağlanmıştır. 1.dünya savaşı sırasında bir süre Rus işgallinde kalan bulanık 06 Nisan 1918 de işgalden kurtulmuştur .1927 yılında Muş’un il olması ile muş iline bağlanmış ve BULANIK adını almıştır.

İlçenin adı ; Urartular döneminde “HORHORİKİ” büyük Selçuklu ve Akkoyonlular döneminde KOP olarak kullanılmış daha sonra da BULANIK olarak değiştirilmiştir.İlçe Muş’un yüzölüçümü ve nüfusu bakımından en büyük ilçesidir.

İlçenin Coğrafi Yapısı

İlçemiz; Muş – Ağrı karayolu üzerinde olup il merkezine 107 km., Ağrı iline 145 km uzaklıktadır. Yüzölçümü 1.706 km2 , deniz seviyesinden yüksekliği 1480 m.dir.

İlçemizin, Doğusunda Malazgirt, batısında Varto, kuzeyinde Erzurum’un Hınıs, güneyinde Bitlis’in Ahlat ilçesi, Muş’un Korkut ilçesi ve güneybatısında da Muş ili yer almaktadır

İlçe merkezine en yakın ilçe Malazgirt ilçesi olup 25 km mesafededir.

Arazi yapısı belli başlı birkaç köy dışında düzgün, engebesiz, yüksek bir plato görünümündedir.

İlçemiz Doğu Anadolu’ya özgün karasal iklim yapısına sahip olup; yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır, yılın en düşük sıcaklık (- 40) derece, en yüksek sıcaklık (+34) dereceyi bulmaktadır.

İlçemizin güneyinde Bilican dağları, kuzeyinde Yakup dağları, batısında is Goli Baba dağları yer almaktadır. Bilican dağlarında bulunan Karaburun tepesi 2754m. Yükseklikte olup ilçemizin en yüksek rakımını oluşturmaktadır.

İlçemizden doğuda Ağrı dağında doğup, ilçemiz Sultanlı köyü, Rüstemgedik beldesi, Yoncalı beldesi, Karaağıl beldesi, Bostancılar Köyü, Doğantepe köyü ve Demirkapı köyü sınırlarını takiben 51 km uzunluğunda bir hat oluşturarak batıda Keban barajına katılan Murat Nehri geçmektedir. Ayrıca yine Murat Nehri üzerinde ilçemiz sınırları Varto ilçesi sınırları arasında Alparslan 1 Barajı inşaatı devam etmektedir.

İlçemizin ismini aldığı rivayet edilen, Bilican dağlarından gelerek kaynak ve kar suları ile beslenen Kazan (Haçlı) Gölü; İlçemizin güneyinde ilçe merkezine 7 km. uzaklıkta, 24 km2 bir alana sahip olup, ortalama derinliği 15 metreyi bulmaktadır. Bu gölden çıkıp ilçemiz sınırları içerisinden geçerek Yoncalı beldesinde Murat Nehrine karışan Körsu Deresi yer almaktadır. Yine ilçemiz Yemişen Beldesi sınırlarında Doğup Dokuzpınar sınırları içerisinde Murat Nehrine karışan Liz çayı ile Erzurum ili Hınıs ilçesi sınırlarında doğup ilçemiz Sarıpınar beldesi ve Adıvar köyü arasında Murat Nehrine karışan Hınıs çayı yer almaktadır.

İlçemizde Karasal iklim hüküm sürdüğünden, bitki örtüsü yok denecek kadar azdır. Kısmen bazı yüksek kesimlerde kısa bodur meşe ağaçlarına rastlanılmaktadır.

İlçemizde Yakupağa Dağlarında; Atoma, Kekeli, Daşin ve yakupağa yaylaları, Bilican Dağlarında; Duman, Hayat, Orta ve kazım yaylası, Goli Baba Dağlarında; Alikürek, Koyunağılı, Kanibule yaylaları mevcuttur.

İlçenin Coğrafi Yapısı

İlçemiz; Muş – Ağrı karayolu üzerinde olup il merkezine 107 km., Ağrı iline 145 km uzaklıktadır. Yüzölçümü 1.706 km2 , deniz seviyesinden yüksekliği 1480 m.dir.

İlçemizin, Doğusunda Malazgirt, batısında Varto, kuzeyinde Erzurum’un Hınıs, güneyinde Bitlis’in Ahlat ilçesi, Muş’un Korkut ilçesi ve güneybatısında da Muş ili yer almaktadır

İlçe merkezine en yakın ilçe Malazgirt ilçesi olup 25 km mesafededir.

Arazi yapısı belli başlı birkaç köy dışında düzgün, engebesiz, yüksek bir plato görünümündedir.

İlçemiz Doğu Anadolu’ya özgün karasal iklim yapısına sahip olup; yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlıdır, yılın en düşük sıcaklık (- 40) derece, en yüksek sıcaklık (+34) dereceyi bulmaktadır.

İlçemizin güneyinde Bilican dağları, kuzeyinde Yakup dağları, batısında is Goli Baba dağları yer almaktadır. Bilican dağlarında bulunan Karaburun tepesi 2754m. Yükseklikte olup ilçemizin en yüksek rakımını oluşturmaktadır.

İlçemizden doğuda Ağrı dağında doğup, ilçemiz Sultanlı köyü, Rüstemgedik beldesi, Yoncalı beldesi, Karaağıl beldesi, Bostancılar Köyü, Doğantepe köyü ve Demirkapı köyü sınırlarını takiben 51 km uzunluğunda bir hat oluşturarak batıda Keban barajına katılan Murat Nehri geçmektedir. Ayrıca yine Murat Nehri üzerinde ilçemiz sınırları Varto ilçesi sınırları arasında Alparslan 1 Barajı inşaatı devam etmektedir.

İlçemizin ismini aldığı rivayet edilen, Bilican dağlarından gelerek kaynak ve kar suları ile beslenen Kazan (Haçlı) Gölü; İlçemizin güneyinde ilçe merkezine 7 km. uzaklıkta, 24 km2 bir alana sahip olup, ortalama derinliği 15 metreyi bulmaktadır. Bu gölden çıkıp ilçemiz sınırları içerisinden geçerek Yoncalı beldesinde Murat Nehrine karışan Körsu Deresi yer almaktadır. Yine ilçemiz Yemişen Beldesi sınırlarında Doğup Dokuzpınar sınırları içerisinde Murat Nehrine karışan Liz çayı ile Erzurum ili Hınıs ilçesi sınırlarında doğup ilçemiz Sarıpınar beldesi ve Adıvar köyü arasında Murat Nehrine karışan Hınıs çayı yer almaktadır.

İlçemizde Karasal iklim hüküm sürdüğünden, bitki örtüsü yok denecek kadar azdır. Kısmen bazı yüksek kesimlerde kısa bodur meşe ağaçlarına rastlanılmaktadır.

İlçemizde Yakupağa Dağlarında; Atoma, Kekeli, Daşin ve yakupağa yaylaları, Bilican Dağlarında; Duman, Hayat, Orta ve kazım yaylası, Goli Baba Dağlarında; Alikürek, Koyunağılı, Kanibule yaylaları mevcuttur.

İdari Durum

Bulanık ilçesi Muş İline bağlı idari bir birim olup, 1927 yılında ilçe teşkilatı kurulmuştur. İlçemizde biri merkezde ve dokuz tanesi de beldelerde olmak üzere toplam 10 adet Belediye teşkilatı bulunmaktadır. Belediyeler ve bağlı mahalleleri şunlardır;

1. Bulanık Belediyesi :

Bahçelievler mah.

Cumhuriyet mah.,

Güllüova mah.,

İnönü mah.,

Kültür mah.,

Mescitli mah.,

Şehitlik mah.,

Yeni mah.

Zafer mah.

2. Erentepe Belediyesi :

Fatih mah.

Gazi mah.

Kale mah.

Bulanık’a Göç Yoluyla İlk Gelenler (Ahıska'dan)

Alıyarların Mehat, Avdulehet, Şiye Namaz, Fahralı Kurban, Kardeşi Ramazan Efendi, Aballislerin Şerif, Ajdaha Oruç, Beho Seyfettin, Bodo Elbeyi, Bilico, Bijnenin Oğlu Avdullah. Bala Kişi, Bolu Doğan, Bahşi Doğan, Gotur Heydar, Çolak İlyas, Çopur Meclis, Çopur Osman, Cıbıl Mustafa, Cello Gülmemet, Çırığ Mehemmet, Cemal Ağa, Celil Ağa, Deli Bayram,Dodağ Ahmet, Deli Ali, Dünya Malı, Dursungillerin Hasan, Uyduran Uruşan, Fahralı Resül, Gındo Yusuf, Hıngir Hümmet, Gandı Kahraman, Garga Musa, Göygöz Zabit, Hüngülüm Müsellim, Heydar Ağa, Hası Lele, Kör Avradınoğlu Şahvelet, Ağalığın Muhyettin, Keçel Kurban, Kaşka Kerem, Kolo Bayram, Hırpo Mehemmet, Kırkdiş Hemit, Kör Avdulah, Kör Hasan, Lala Cemal, Lal Paşa, Mızraf Dayı, Mütü Köroğolu, Nofil Ergin, Methi Dayı, Osman Doğan, Sofu İsmmeyil, Pirmemmetli Muhter Dede, Pirmemmetli Mustafa, Pişik Mehemmet, Padarların Mehralı, Bayramoğulları, Daşdemir, Siloların Hüseyin, Şahvelet Balkaya, Samet Kemaloğlu, Hasanhan Kemaloğlu, Tırtat Ayvaz, Tırıştıların Şenlik Topal Sefer Aslan, Tırıştıların Hüseyin, Ruşen Efendi, Yetim Oruç, Zağar Alosman, Hallağa Dayı, Veli Ucucu, Feyzullah Ağa, Emir Üstündağ, Deli Heydar. Kar Hamza, Kör Cefer, Yunus Karakoyun, Zekar Oruç, İmir Namaz, İlyas Ergin, Yahya Kemaloğlu, Hefselim Dayı, Çığ Çığı Abo, Şirin Dayı. Işıklardan Behram Ve Kazim Isıklar, Ali Özdemir, Köşeli Bey Altındiş Hoca, Ağakur, Aşık Namaz, Nezenin Oğlu Ahmet, Aldı Yedi, Reşit Dayı, Kar Kamil, Aşık İsa, Bender Dayı, Bedir Dayı, Dambatlı Reşit, Havetli Bayram, Havetli, Esbender, Kara Dayı, Guzik İrfan, Çakır Memet, Cihanşah Dayı, Deli Turp, Degirmenci Sefo, Deli Mirze, Dırdır Abo, Dişci Daştan, Daşo Dayı, Deli Sümbül, Dambatlı İbo, Dındıla Kemal Götü Kırık Mustafa, Güneşdada,Daştan Dayı, Co Mustafa, Hırtızcı Mecit, Kaleyci Hacı , Keçel Ali, Marta Mevlüt Murtugo Nuro, Murteza Bahceci, Marangoz Sefo, Nalbant Selver, Mezin Kemal, Nihat Güven, Hokka İstil Abo, Oalı Bender, Otalı Kasım, Özer Dayı,Ölü Kurban, Posoflu Şefket, Puro Bayram, Reşit Dayı, Şahvelet Batu, Şefket Dada, Sedo Dayı, Şıh Memet, Tezatar Sülleyman , Tat İskender, Topal Mansur,Tat Ahmet, Topal Yusuf, Karslı Memet, Uğurlu Hoca, Topal Semet, Tat Kahraman, Uç Dodağ Kerem, Uzun İsmayil, Uzun Celal, Yeke Tuman, Yeke İsmeyil , Zurnacı Vacip, Berber Şahin, Belyöz Kurban, Tunç Kıranlar, Cincavatlar, Fırıncı Mustafa, Fırıncı Ali Dayı Fofo Seyfettin, Terekeme Yusuf, Kemo Dayı, Battalların Methi, Zabıta Seyfi Doğanay, Tenekeci Abbas, Bekir Dayı, Berber Hümmet, Berber Rüstem, , Turuncu Ailesi, Dambatlı Aslan, Bahar Dayı, Niyazı Dayı, Ali Dayı, Abdulkadir Dayı, , Ahıskadan Aşoro Bölgesinden Balıkçılar

Bulanık’ın İlk Yerlileri

Davut Ağa, Terzi Hemit, Çihanşahgiller, Hasan Goranlı Medet, Hüsnü Bey, Tayfur Bağrıyanık, Mehe Dayı, Şahap Dayı, Abdurrahman Korukluoğlu, Fakı Salihler, İzzet Efendi, Emin Efendi, Şiko Dayı, Bayram Efendi, Mehmet Emin Sağlam, Abdulbari Zırhlı, Hüsnü Dayı, Emer Ağa, Abdulbarı Bayraktar, Terzi Saitgiller, Nadır Tohumcu, Danışmanlar, Ferit Danışman, Molla Halil, Gollo Hacı, Bapir Dayı,

Sonradan Bulanık’a Yerleşenler

Neso Dayı,Tat Hüseyin, Tat Kazım, Tat Memmet Ali, Deli Hacı, Bicem Hemit, Aslan Paşa, Batal Gökdağ, Gale Torun, Mütü Turanlı, Kör Kasım, Olo Serdar, Samet Gökdağ, Serdar Otalı, Teymur Antiç, Battalların Heşim, Şavgu Muallim, Resul Çelikel, Avdullah Yüce, Gardiyan Dursun, Fethi Yardımcı, Hacı Barangil, Emin Çeşitli, Refik Kaleli Ve Kaleliler, Murat Efendioğlu Ve Kardeşleri, Rahmi Bey, Seyya Memuru, Tavşan Mazhar, Tahsildar Ali, Cezayir Yolcular, Bitlisli Aves, İbrahim Kuşhanlar, Hacı Medenigiller, Aliziverller, , İsmail Kuşhan, Hacı Kadriler, Hacı Hüseyin Giller, Hacı Cemal, Uzun İsmayil, Kürt Yusuf, Laz Yusuf, Laz Mahmut,, Ali Akyıldız,Laz Mustafa, Laz Embiyeler,Genç Doğmuşlar Elli Beş Nüsrretin Babası,Şavşat Göçmenleri,İbrahim ALAGÖZ, Topal Müfit,Tezi Helim ve Kardeşleri, Hasan Kaleli Ahmet Dayı, Kemalettin Barlas,Bitlisli İbrahim,Siirtli Mızbahgiller, Laz Şükrü, Laz Nihat,Hacı Hasangiller,Emin Yetkiner,Teyip Karakişi,


 

ŞAVŞATLI YURTTAŞLARIMIZ VE GÖÇ NEDENLERİ

 

1950 ve 1957 tarihlerini kapsayan süreçte bu yurttaşlarımız bulundukları yörenin ormanlık alanlarını kapsaması ve ekili arazilerin dar olması nedeniyle, istemeyerek Türkiye’nin Artvin ili Şavşat ilçesinden Muş iline bağlı Bulanık ve Malazgirt ilçelerine zorunlu göç etmişlerdir. Bunlardan Hacı Nevzat Kara, Mehmet Gümüş Kars ili Digor ilçesi Zibni köyünden 1948 yılında Mescitli şimdiki adıyla İnönü mahallesine gelmişler. Şavşatlılar, 1950’li yıllarda dönemin siyasal parti Milletvekillerinden Zihni Ural ‘ın teşvikleriyle ekim için tarla, çayır vaatlerinde bulunularak göçe teşvik edilmişlerdir. Sonrasında ikametgâh yerleri belirlenmiş ve göç başlamıştır. 1954 yılından 1956 yılına kadar 100 hane Bulanık’a gelmiştir. Bunların 88 hanesi ilçe merkezine,12 hanesi Mescitliye yerleşmişlerdir. 50 hanede Malazgirt ilçesine, Muş merkeze bağlı Akçan köyüne yerleşmiş olsa da onların sayısı hakkında bir bilgi notuna rastlanılmamıştır, böylece göç başlamıştır.

Artvin ilinin okuma ve yazma oranının yüksek oluşu nedeniyle Şavşatlı vatandaşlarımız içinde eğitim önem arz etmektedir. Göç eden Şavşatlı yurttaşlarımızın, okuryazar olmaları için gerekli gayretleri göstermekte tereddüt etmeyen Şavşat’tan Bulanık ilçesine tayin edilen genç öğretmenimiz Sayın Şemşettin Tokdemir’in büyük çaba ve uğraşıları sonucu Şavşat mahallesi gençleri okula kavuşmuş olur. Onun girişimleriyle 8 yıllık eğitim veren bu günkü Cumhuriyet Mahallesindeki Süleyman Paşa ilköğretim okulu yapılmış oluyor.(Sayın Hocamızı bu gayretleri nedeniyle kutluyorum). Kendisine bu süreçte Halim Güneri yardımcı olmuştur.

Eğitim alanında Şemsettin Tokdemir, Gazi Mustafa Güneri,  Nahit Güneri, Mikail Akdemir, Bayram Akdemir, Kenan Sancar,  Nejdet Akdemir,  İdris Güneri, Mükrim Göğercin uzun yıllar unutulmaz hizmetler vermiş ve İmdat Alagöz, Şentürk Güneri, Öztürk Güneri ve Mevlüt Ağırbaş gibi çeşitli görevlerde bulunmuş yurttaşlarımızı yetiştirmişlerdir. Bulanık halkı bu katkıları nedeniyle onları unutmayacaktır.

1954 yılında göç eden değerli büyüklerimizden Mevlüt Güneri (Mevlüt Çavuş ) uzun yıllar Cumhuriyet Mahallesi muhtarlığı görevlerinde bulunmuş bu görevi başarıyla yapmıştır, bunu yaparken Sayın Tokdemir hocamıza gerekli destekleri esirgememiştir. Ve yine Sayın İsrail Göğercin (Usta), Mustafa Uzun (Terzi) ve Behçet Ağırbaş Hocanın katkılarıyla çeşmeler, cami, okul ve yaylalara içme suyu kazandırmışlardır. Sayın Cevat Alagöz’ü, İsrail Göğercin’i, Behçet Ağırbaş’ı, Mustafa Uzun’u, Mithat Küçük’ü İbrahim Alagöz’ü katkı ve başarılı çalışmaları nedeniyle kutluyor yaşayanlara uzun ömürler, ölenlere rahmet diliyoruz.

 

                ŞAVŞATLI İNSANIMIZIN BULANIĞIMIZA KATKILARI

 

Bulanık insanıyla uyumda gecikmeyen bu insanlarımız kendi kültürel ve sanatsal katkılarını bizlerle paylaşmışlar, bizlere çok şeyler vermişler, bizlerden de sanatsal ve kültürel değerleri almışlardır. Bu da kaynaşmamızın ve hoşgörümüzün yaşamasına önemli katkıları sağlamıştır.

Bunlardan Mustafa Uzun, Halim Güneri, Yaşar Aydın, Cemal Algöz Suat Çoşkun terzilik sanatını, Yaşar Bilir ise ilk defa bulanıkta kuru temizleme atölyesini açmıştır.

Bulanık’ta mısır üretimi ilk kez, Şavşatlılar tarafından yapılmış ve başarıyla ilçemize ekonomik yönden önemli bir katkı sağlanmıştır; bunu bağ bahçe ve pancar üretimi izlemiştir.

Tarımda hasat sonrası samanı buğdaydan ayırmak içi kullanılan potos makinelerinin kolla çevrilmesinin zor olduğunu gören Asim Göğercin motor gücüyle saman savuran tığ makinesi geliştirerek Bulanığa yenilik getirmiştir ve yine su motorundan odun kesme hızarı geliştirerek halkın hizmetine sunulmuştur.

Şavşatlılar şu an hizmet veren un fabrikaların geliştirmişlerdir. Kemal Sancar ve abisi Bilal Sancar’ı katkılarından dolayı onları kutluyorum.

Şavşatlı olur da yeşillik olmaz mı? Bulanık bir zamanlar ağaç ve bahçelerden yoksundu. Güllüovadan budanarak getirilen ağaçların sulama işlerinde kolaylık sağlaması için İsrafil Ustamız (GÖĞERCİN), su kuyusundan su çekmek için kuyuya atılan zincir üzerine pul dediğimiz yuvarlak halkaları dizerek, bunları bir su borusu içerisinden geçirip o zinciri bir makarayla çevirerek kuyudan su çekmeyi başarmıştır. Böylece çeşme ve kuyulardan kovalarla su taşıma derdinden kurtulmuşlardır. Kendisine rahmet diliyoruz. Böylece Bulanık’ın yeşil dokusu bu insanlarımız tarafından güzel bir doğa harikası durumuna gelmiştir.



NOT: Listede unutulup, belirtilmemiş isimler varsa şimdiden özür diler, affınıza sığınırız.


Yorum (yok) Yorum yaz!

28/10/2007 ·

 KELKİT TARİHİ
  Bazı araştırmacılar, Kelkit Çayı'nın Antik Çağ'da Helen dilinde "kurt" anlamına gelen Lykos şeklinde ifade edildiğini belirtmektedirler. Onlara göre bu kelime daha sonra Ermenice'ye tercüme edilerek "gail-get" olarak söylenmeye başlanmıstır,ardından da Kelkit'e donüşmüştür.
   Bir baska hakim gorüş ise Kelkit isminin VII. Yüzyılda yöreye gelip yerleşen Peçenek Türklerinden Kilki Beyden geldigi görüşüdür. Kelkit'in Kilki Beyin çiftliği olarak anıldığı rivayet edilmektedir ki Kelkit ilçe merkezinin diğer bir adı da Çiftlik'tir.
   Bazı araştırmacılar ise,ilk çağlarda yörede "Kerkit" adında bir halkın yaşadığına dikkat çekmektedirler. Ünlü tarihçi Strabon,bu gorüşu doğrulamakta. bölgenin dağlık kesimlerinde Appaitler adında bir kavmin yaşadığını ve bunların da Kerkit'lerin soyundan geldigini ifade etmektedir. Bu durumda Kelkit adının değiik bir kullanımla ta ilk cağlardan beri kullanıla geldiğini yazmak mümkündür.
   Yazılı kaynaklarda Kelkit ve yöresinin tarihinin MO 3000 yıllarına kadar indiği ve Hititlerden öncesine dayandığı ileri sürülmektedir. Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Erzincan, Erzurum toprakları Hitit kaynaklannda Azzi-Hayaşa ülkesi olarak adlandırılmaktadir.
Araştırmacı-yazar Gülyüz Akagün Uslu, bölgemizde en belirgin hakimiyetin Urartular zamanında onlar tarafından kurulduğunu ifade eder. Van ve çevresinde yaşayan Urartular, Trabzon civarlarında yaşayan Tebaritleri hakimiyetleri altına almalarıyla Gümüşhane ve çevresi Urartulann hakimiyetine girmiştir.
Yine aynı yazara göre Urartuların batı kanadını oluşturan halk, Gümüşhane ve yöresinde yaşamıştır. Urartuların en büyük Tanrısına Haldi, Gümüşhane,Kelkit ve Bayburt yöresinde yaşayanlara ise Halt denildiği yazılı tarihi kaynaklarda zikredilmektedir,
Bölge, Urartu hakimiyetinden sonra,Medler ve Persler'in idaresinde kalmıştır.
MO 331 yılında Pers imparatorluğunu yıkan Büyük Iskender bölge topraklarını kendi ülkesine kattı. Büyük Iskender'den sonra bölgenin üzerinde Romalılann hakimiyetinin başladığı yine yazılı tarihi kaynaklarda geçmektedir.
MS. 395 yılında Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesiyle doğuda kalan Bizans imparatorluğu bölgeye hakim olmuştur. Bizans Imparatoru Heragleios, 635'te Iran Sasani devleti üzerine sefer düzenlemiş ve Kelkit vadisinden geçmistir. Bölge, 7.asır
sonuna kadar Bizans-Sasani çarpışmalarına sahne olmuştur. Bizanslıların bu hakimiyeti. Xlll. Yuzyilda kurulacak olan Trabzon Rum imparatorluğuna kadar devam etmiştir.
   Kelkit ve çevresinde Trabzon Rum imparatorluğunun hakimiyetinin belirgin bir
şekilde hissedilmediği kaynaklarda ifade edilmektedir.
   Kelkit ve çevresi daha sonra Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birkaç defa el değiştirmiştir. Bu durum Selçuklu akınlarına kadar devam etmiştir.
   Selçuklular, ilk defa 1016 yılında Selçuklu Sultanı Cağrı Beyin yapmış olduğu Doğu Anadolu seferinde Kelkit ve çevresine gelmişlerdir. Sonraki yıllarda (1058 yılı) Tuğrul Beyin üvey kardeşi Ibrahim Yinal Bey Kelkit ve çevresini fethetmiştir. Bu dönemde Kelkit ve çevresinde yoğun Türkmen oymaklan göç ederek iskan etmistir.1071 Malazgirt zaferinden sonra Gümüşhane ve çevresinde Selçuklu hakimiyeti
iyice belirginleşmiştir.
   XIV. yüzyılın ikinci yarısından sonra, Kelkit vadisinin ve Alansa köylerinden aşağı inerek Kürtün-Tirebolu hattının tamamıyla Çepnilerin yurt tuttuğu yerler olduğu da yine kaynaklarda ifade edilmektedir.
Ispanyol elçisi olarak Timur nezdinde yollanan Ruj Gonzales de Clavijo,l404 yılının Nisan-Mayıs aylannda Kelkit ve çevresinden geçmiş, ve şu önemli bilgileri bize aktarmaktadır:
   ........ ikindi üzeri Erzurum hududu dahilindeki Alanza(Alansa) köyüne vardık.
Buraya varışımızı takiben Cabacica' nin adamları yüklerimizi indirerek atlarını aldılar ve bizden izin isteyerek geri döndüler. Alansa köyünde köy başı olan bir Türk asilzadesiyle karşılaştık. Bu zat Timur'a bağlı Erzincan Valisi adına burada hüküm sürüyordu. Bize son derece iyi muamele eden asilzade,kalmamız için yer göstermiş. rahatımızı sağlayacak her seyi yapmiş, levazım ve erzak yollamıştı. Mayısın üçüncü gününe rastlayan ertesi günü, Alanza'dan ayrılarak yine bir Türk köyüne vardık. Bize at verdiler, yiyecek içeceğimizi temin ettiler. Geceyi daha ileride bir köyde geçirdik. Burada atlarımızı değiştirdik. Yol boyunca bütün ihtiyacımız karşılanıyor ve bizden para almıiyordu. Gerek gece gerek gündüz nereye uğrarsak ,bize yemek veriliyor,altımıza halılar seri!iyor, sonra sofralar kuruluyor ve yemekler getirtiliyordu. Aynca yağda pisirilmiş yumurta, süt dolu çanaklar getiriliyor.tereyağı ve ballar ikram ediliyordu. Her yerde aynı saygı ve ikramı görüyorduk. Biryerde geceleyecek olursak,önümüze yiyeceğimizden fazla yemek konuluyordu. Uğradığımız her köyün ileri geleni bizi karşılıyor, Timur' un refakat eden elçisi yemek istiyor, atlarımızın değiştirilmesini söyliiyor ve bunlar derhal yapılıyordu. Timur'un elçisi bu emirleri verirken, sürat ve şiddetle davranıyordu..."
   Görüldüğü gibi daha 1404 yilinda Gümüşhane ile Kelkit'i ayıran Alanza (Bugünkü Alansa,yani yeni ismiyle Gümüşgöze Beldesi) köyü tamamen bir Türk köyü durumundadır. Bu yıllarda Torul-Erzincan arası Türklerin elindedir. Clavijo'nun Gümüşhane seyahatini değerlendiren ilim erbabi, şu fikirde birleşmiştir:
   "Çok değil daha Torul ve civarında Gürcü Kabazitenlerin kalabalığıyla karşılaşan
Clavijo, Alansa köyünde Müslüman Türklerin insaniyetli tavırları ve misafirperverliğiyle karşılaşmıştır. Bu iki karşılama arasında uçurum gibi fark vardır."
   Bundan da anlıyoruz ki, zikredilen yıllarda Torul Gürcü Kabazitenlerin, Kelkit ve çevresiyse Müslüman Türklerin elindeydi. Trabzon,Fatih Sultan Mehmet Han döneminde Osmanlı Devletinin hakimiyetine geçti. Trabzon'un fethi sırasında Kelkit ve çevresi Osmanlıların hakimiyetinde olmasa bile,tamamen Müslüman Türklerin elindedir. Kelkit ve çevresi, ancak bölgede Akkoyunluların zayıflaması ve bölgede Safevi hakimiyetinin tesisi ve bunun da Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran seferiyle Anadolu'dan kovulmasıyla Osmanlı idaresine geçebildi. Yalnız, Gümüşhane'nin Osmanlı hakimiyetine girmesi hususunda kaynaklarda ceşitli tarihler zikredilmektedir. Bazı kaynaklarda Gümüşhane'nin Osmanlı'ya geçişi 1461'de Trabzon'un fethedilmesiyle beraber gerçekleştirildiği yazılıyorken, bazı kaynaklarda Gümüşhane'nin Osmanlıya geçişi 1473 Otlukbeli Savaşıyla gerçekleştirilmistir yönünde bilgiler mevcuttur.
   Ancak tarihi kayıtlarda Kelkit'in Akkoyunluların yurdu olduğu, 1501 yılında Safevilerin eline geçtiği, Safevilerin elindeyken Kelkit'te yaşayan Çepni Türklerinin Osmanlı akınlarına karşı Safeviler lehine ayaklanmalarına rağmen ancak Çaldıran zaferinden (23 Temmuz 1514) sonra Osmanlılara katıldığı belirtilmektedir. Aynı yıl Kelkit, Bayburt'un sancak merkezi yapılmasıyla birlikte Bayburt'a bağlanmıstır. Bu yıllarda Bayburt Sancağı da Erzincan vilayetine bağlıydı. Bölgeye ait ilk tahrir kaydı 516 yılına aittir.
XVl.yüzyılın başlarında tamamıyla Osmanlı idaresine alınan bugünkü Gümüşhane ili ve kazaları, farklı idari ünitelere bağlı yönetim birimleriydi. Bu yüzyılın başlarında Kelkit, Kovans ve Yağmurdere Bayburt'a bağlı bulunuyorlardı. Bu idari bağlılık XIX. Yüzyılın ikinci yarısına kadar muhtelif değişikliklerle devam etti. Bazen Kelkit kazasının bir nahiyesi olarak görülen Şiran, uzun süre Erzincan sancağına bağlı kaldı.
   XIX. yüzyılın başlarında Kelkit ve Şiran kazalarının idare merkezleri sık sık değiştirilmiş ve Gümüşhane'den ayrılan bu iki kaza Erzurum eyaletinin (vilayet) Erzincan sancağına bağlanmıştır. Dolayısıyla Kelkit, XIX. Yüzyılın başlarından itibaren Gümüşhane'ye bağlıyken h.1282 (m.1865) yılında Erzincan'a katıldı ve ancak 1868 yılında Şiran ile birlikte tekrar Gümüşhane sancağına bağlandı.
   Bu yıllarda Alansa'nın başlı başına bir nahiye olduğu görülmektedir. Alansa nahiyesinin Pekün. Gödül, Kom, Alansa. Pöküt ve Gelinpertek köyleri olmak üzere altı köyden oluştuğu kayıtlarda geçmektedir.
   İfade edildiği gibi, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Kelkit'in idari yapısında değişiklikler yapıldı. Kelkit ve Şiran'ın Erzincan'a bağlanmaları, yöre halkıyla Trabzon ve Erzurum vilayetleri arasında uzun süren müzakereler yapılmasına yol açtı. Her iki vilayetin valisi de söz konusu kazaların kendi vilayetlerine bağlı kalmaları gerektiğini düşünüyor, ona göre Babiali'ye müzekker yazılar gönderiyorlardı. Kelkit'in merkezi olan Çiftlik kasabasi, Erzincan'a 14 saat mesafedeyken. Gümüshane'ye sadece 10 saat mesafedeydi.72 köylük kazanın 25 köyü Erzincan'a, 47 köyü de Gümüşhane'ye daha yakındı. Babiali 1860 senesinde Şiran'ın Kelkit'e bağlı bir nahiye olmasına, Kelkit'in de Gümüşhane sancağına bağlanmasına karar verdi.
   Ancak Erzurum Valiliği bu konudaki ısrarına devam etti. Erzurum Valiliği Kelkit'in
mühim bir tahıl merkezi olduğunu ve Erzincan'da bulunan IV. Ordu'nun kereste ve zahiri ihtiyaclarının Kelkit'ten karşılandığını belirterek Kelkit'in Erzincan'a bağlı kalmasını istedi.1870 yılında Şiran nahiyesi Kelkit' ten ayrılarak bir kaza olarak Güimüşhane sancağına bağlandı.
   Bu idari statü 93 harbine kadar devam etti. 93 Harbi'nin bitimiyle birlikte, epey bir toprak kaybeden ve dolayısıyla da küçülen Erzurum'un idari düzenlemesi yeniden yapıldı. Bu sırada Bayburt sancağı oluşturularak Kelkit yeni teşkil eden Bayburt sancağına bağlandı.    (1878 yılının Mayıs ayı ) 1311 (1893) Tarihli Salname
    Bu tarihli salnamede Kelkit hakkında şu bilgiler geçmektedir:
"Kelkit kazası halkı (çoğunlukla tarımla uğraşmakta,bir kısmı da tarım mevsiminin dışındaki vakitlerde Trabzon'a gelerek hammallıkla geçimlerini sağlarlar. Kazada arpa, buğday, mısır,çavdar, fasulye ve patates yetişmektedir. Adı geçen kazada rütbe ve nişan alan kimse yoktur".
   Kelkit 1840 yılında kaza olmuştur. Kaza merkezi olduktan sonra nüfusu hızla artmaya
başlamıştır. l870 tarihli Trabzon Salnamesinde Kelkit'e bağlı 95 köy yerleşmesinin bulunduğu bildirilmektedir. Yine 1904 tarihli salnamede Kelkit kaza merkezinde 1 hükümet dairesi, 2 cami, 2 medrese, 2 okul, 22 mağaza, 68 dükkan, 13 kahvehane, 354 ev, 4 fırın ve 3 su değirmeni bulunmaktaydı.
   1904 tarihli salnamede Kelkit hakkında şu açıklayıcı bilgiler verilmektedir:
   "Kelkit kazasının merkezi olan Çiftlik kasabası, bu taraflarınn manzaraca en iyi olan
yerlerinden birisidir. Kasaba düz bir ovanın ortasında ve Kelkit ırmağı ile buna karışan diğer bir derenin birleştiği noktaya yakın bir yerde yapılmıştır. İnsan buralardan şen ve güIer yüzlü vadiler, şirin kasaba ve köyler, doğal güzellikler aramayı hatırına bile getirmez. Kış zaten pek hazin olan bu yerlerdeki soğuk kefenlerle örter. Her sessizlik mezardan nişan verir: Etrafta ufak bir hayat eseri görmek için yazın gelmesini bekleniekten baska çare yoktur. Kelkit halkı güçlü kuvvetli adamlardır. İçlerinde geçimlerini aramak için Rusya'ya gidenler az değildir.
   Kazanın genel nüfusu erkek ve kadın 25.903 Islam. 5ll Rum ve 125 Ermeni'den ibarettir. Halkın büyük bir bölümü tarım ile uğraşmaktadır. İçlerinden bir hayli kimseler de Batum' a ve deniz kıyısındaki kasabalara gidip oralarda hammallk ve rençperlik ile geçinirler. Kaza markezinde 1 hikümet dairesi. 1 camii, 2 medrese. 1 rüştiye mektebi, I ilkokul. 22 mağaza, 68 dükkan. 13 kahvehane, 354 ev, I hamam, 4 fırın, 3 su değirmeni, köylerinde dahi 27 camii ve mescit, 32 merkep, 3859 ev, 16 han. 84 değirmen vardır. Gümüşhane ile 4.0rdu merkezi olan Erzincan Kasabası arasındaki şose kaza merkezinin 4 saat uzağından geçer. Çiftlik kasabası ova ortasında kurulmuş olup, böyle düz bir yerdeki yolların gidiş gelişi az çok sağlanabildiğinden vilayetin engebeli ve dağlık yerlerinde olduğu gibi buralarda özel yollar yapılmasına gerek duyulmamıştır. Kasaba çevresinde birkaç yayla vardır ki, halkın bir bölümü yazın bu yaylalara giderler. Başlıca ürünleri arpa, buğday,çavdar, fiğ, ve burçaktan ibarettir. Bu son senelerde patatesten başka birkaç cins sebze de yetiştirilmiştir. Hayvan ürünlerindeyağ ve peynir ile deri ve yumurtanın bir kısmı Erzincan ile Gümüşhane ve Trabzon'a gönderilmektedir."
1878 Yılında Kelkit'in Bayburt'a bağlandığına yukanda değinmiştik. Ancak Kelkit halkı sancak merkezinin Bayburt olmasi dolayısıyla işlerini mecburen orada görüyor ve bu uzaklıktan dolayi epey bir sıkıntı çekiyorlardı. Diğer yandan Torul ve Gümüşhane arazilerinin dağlık olması, buraların hububatca zengin Kelkit-Şiran bölgesine ihtiyacını artıran bir durumdu. Bunun üzerine Trabzon Valiliği Babiali' ye Kelkit'in eskiden olduğu gibi tekrar Gümüşhane' ye bağlanmasını talep etti. Nitekim 1887 yılının sonlarına doğru Kelkit ve Şiran Bayburt sancağından alınarak yeniden Gümüşhane sancağına bağlandı. Bununla birlikte Gümüşhane sancağı dört kazadan oluştu: Gümüşhane, Kelkit, Şiran, Torul. Bu idari yapı, Cumhuriyetin ilanına kadar sürdü.


www.kelkitcayi.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::